Perfil de mutluT@wSh@nKr@L®_by mutluerg...FotosBlogListasMás ![]() | Ayuda |
|
T@wSh@nKr@L®_by mutluergoz®ThE_Re@L_R@bBiT_KinG 17 noviembre yorgun...Gideceğim yollarım var daha, görecek hasretlik yüzlerim... Arkama dönüp bakmak korkutuyor şimdi beni... Zaman hızla ve acımasızca akıyor parmaklarımın arasından su gibi, sıkıyorum yumruğumu yakalamaya çalışıyorum ama nafile... İzler var aynada, aynada o izler yüzümde değil... Bende değil bana ait değil aynada... Korktuğum değil bu ama belki kaçtığım... Issız bir vadide kıvrıla kıvrıla giden yolda usul usul ilerlemek değil bu... Koşarak nefes nefese, ardımda bıraktıklarıma bakmadan peşi sıra gelen sürülere aldırmadan kaybolmak, yitip gitmek buralardan... Yürek çok yorgunsun bugün... 16 noviembre Aşk böyle bişiAAAŞŞKKKKKKKK Sesini duydugunuz anda avuclariniz terlemeye kalbiniz deli gibi carpmaya basliyorsa...Bu ask degil HOSLANMAK tir.Ellerinizi ondan cekemiyor surekli dokunmak sarilmak istiyorsaniz..Bu ask degil ARZULAMAK tir.Yaninizda bir tek o oldugu icin onu istiyorsaniz....Bu ask degil YALNIZLIK tir.Herkes onunla olmanizi bekledigi icin onunlaysaniz...Bu ask degil SADAKAT tir Size sicak, yakin davrandigi icin onunlaysaniz..Bu ask degil KENDINE GUVENSIZLIK tir.Uzulmesini istemediginiz icin onunlaysaniz..Bu ask >degil ACIMAKtir.Ona deger verdiginiz icin hatalarini hosgoruyorsaniz..Bu ask degil ARKADASLIK tir.Butun gun ondan baska hicbirsey dusunmediginizi soyluyorsaniz.Bu ask degil KOCA BIR YALAN dir.Onun iyiligi icin kendinizden cok Sey feda edebiliyorsaniz..Bu ask degil YARDIMSEVERLIK tir.O uzgunken sizin de kalbiniz aciyorsa..Iste bu ASKtir.Tarif edemediginiz bir cekim yuzunden ondan bir turlu kopamadiginizi dusunuyorsaniz..Iste bu ASKtir.O herkese guclu gorunmesine ragmen icindeki zayifligi hissedebiliyorsaniz..Iste bu ASK tir Baskalarini da cekici bulmaniza ragmen hic pismanlik duymadan onunla kalmaya devam edebiliyorsaniz..Iste bu ASK tır.
16 octubre Zeki Çocuk!!Universite yemekhanesine giren "Sayin Mutluluğun Gizi Bir tüccar Mutluluğun Gizi'ni öğrenmesi için oğlunu
insanların en bilgesinin yanına yollamış. Delikanlı bir çölde kırk gün yürüdükten sonra, sonunda bir tepenin üzerinde bulunan güzel bir şatoya varmış. Söz konusu bilge burada yaşıyormuş. Bir ermişle karşılaşmayı bekleyen bizim kahraman, girdiği salonda hummalı bir manzarayla karşılaşmış: Tüccarlar girip çıkıyor, insanlar bir köşede sohbet ediyor, bir orkestra tatlı ezgiler çalıyormuş; dünyanın dört bir yanından gelmiş lezzetli yiyeceklerle dolu bir masa da varmış. Bilge sırayda bu insanlarla konuşuyormuş ve bizim delikanlı kendi sırasının gelmesi için iki saat beklemek zorunda kalmış. Delikanlının ziyaret nedenini açıklamasını dikkatle dinlemiş bilge, ama Mutluluğun Gizi'ni açıklayacak zamanı olmadığını söylemiş ona. Gidip sarayda dolaşmasını kendisini iki saat sonra görmeye gelmesini salık vermiş. "Ama, sizden bir ricada bulanacağım", diye eklemiş, delikanlının eline bir kaşık verip sonra bu kaşığa iki damla sıvıyağ koymuş. "Sarayı dolaşırken bu kaşığı elinizde tutacak ve yağı dökmeyeceksiniz." Delikanlı sarayın merdivenlerini inip-çıkmaya başlamış, gözünü kaşıktan ayırmıyormuş. İki saat sonra bilgenin huzuruna çıkmış. "Güzel, demiş bilge, peki yemek salonumda ki acem halılarını gördünüz mü? Bahçıvan Başı'nın yaratmak için on yıl çalıştığı bahçeyi gördünüz mü? Kütüphanedeki güzel parşömenleri fark ettiniz mi?" Utanan delikanlı hiçbirşey görmediğini itiraf etmek zorunda kalmış. Çünkü bilgenin kendisine verdiği iki damla yağı dökmemeye çabalamış, başka birşeye dikkat edememiş. "Öyleyse git, evrenimin harikalarını tanı", demiş ona bilge, "Oturduğu evi tanımadan bir insana güvenemezsin." İçi rahatlayan delikanlı kaşığı alıp sarayı gezmeye çıkmış. Bu kez, duvarlara asılmış, tavanları süsleyen sanat yapıtlarına dikkat ediyormuş. Bahçeleri, çevredeki dağları, çiçeklerin güzelliğini, bulundukları yerlere yakışan sanat yapıtlarının zarafetini görmüş. Bilgenin yanına dönünce gördüklerini bütün ayrıntılarıyla anlatmış. "Peki sana emanet ettiğim iki damla yağ nerede?" diye sormuş bilge. Kaşığa bakan delikanlı, iki damla yağın dökülmüş olduğunu görmüş. "Peki", demiş bunun üzerine bilgeler bilgesi, "sana verebileceğim tek bir öğüt var: Mutluluğun Gizi dünyanın bütün harikalarını görmektir, ama kaşıktaki iki damla yağı unutmadan." Öldürmeyen Acı GüçlendirirAcıların yorumunu yapmak anlamsızdır.
Hiçbir zaman geriye dönülmez. Hiçbir büyü olanları değiştiremez, suç kimsenin değildir. Aldığın yaralar ne denli derin olursa olsun, yüreginde sakladığın keyifli anları, küçük mutlulukları unutma. Kendine zaman tanı, Nasıl olsa bu da geçer, gider. Yitirmek bizi tüketir. Ama yüreğine acıları gömmeyi öğrenmelisin. Yaşam seni yeniliyecektir.inan bana. Geçmişi ardında bırakmanın ve her şeye yeniden başlamanın sagladığı mutlulugu yaşamanı isterim. Bütün başarısızlıkları, kederleri, kötü yazgıları senden uzak tutabilsem keşke; ama o zaman yaşamın kendisinden uzak düşerdin. Mutluluk kadar kalp acıları, yürek sancılarıdır bizi canlı kılan ve yeniden yaşama bağlayan. Mutluluğu sakınarak sürdür; ödünç alınmıştır çünkü... Bu seçtiğin yol senin mutluluğun, senin yaşamın. Mutluluk diliyorum. Ancak kendi kabuğuna çekilerek yaşanan mutluluğu değil... Rahatlık uğruna hayallerinden vazgeçerek elde edilen türden olanı da degil... Gerçekten yapmak istediklerini yaparken yaşanacak mutluluğu. Ya da çaba gösterme riskini, verme riskini, sevme riskini göze aldığında duyulan mutlulukları... Sarıl OnaBunca yıl yaşamışsın hayattan payına düşeni almışsın;dönen bu
Çarkların arasında görevini yerini getirmeye çalışmışsın; mutlaka sevmişsin, Sevmişsin; dostların arkadaşların vardır, hatta seviyorum sandığın Bir sevgilin vardır, belki bankada dünyayı satın alacak kadar yüklü bir Hesabın ,belki de cebinde sadece nefes alacak kadar yeterli paran Vardır, fakat zaman zaman sorarsın kendine böyle mi olmalıydı diye; öyle Anların olur ki niçin yaşadığını bilmezsin! Herşey anlamsız gelir! Yüksek Dağlara , tepelere çıkıp haykırmak ! belki duyurabilirsin sesini Birilerine ;ne care? Deli diyecek en yakın dostların bile ! ve neyden Niçin, nereye kacacağını bilmediğin için o diyarları terk edemezsin !çok Şükür yaşıyorum dersin!hayatın sana sunduğunu kabul edersin!lakin Beyninin en kuytu köşelerinde hep bir soru işareti olmuştur, yüreğinin en Derin yerinde hep bir ateş yanmıştır! Bir yanın hep eksik kalmıştır! Yanılıyor muyum?? Bazen bir sahilde dalgalarla konuşursun ve farkında olmadan öfkeyle denize taş atarsın sanki yılların içinde biriktirdiğini boşaltır gibi; bazende pencerene konan bir güvercinle dertleşirsin; sonra bir gün gelir sanki masallardaki gibi, sanki filmlerdeki gibi aniden bir peri tarafından büyülenirsin! Bir asır çözemediğin, harflerini birleştiremediğin bulmacayı çözersin! Hayatın sır perdesi bir anda açılır! Niçin gülerken ağladığını, yüreğini sıkıştıran o ağır taşın nereden geldiğini, en mutlu anlarında bile hiç kalbinin çarpmaması, çevrende yüzlerce insan varken senin kendi içinde yalnız oluşun, yıldızların parlaklığının niçin gözlerini kamaştırmadığını, güneşin niçin seni ısıtmadığını anlarsın! Birden hiç ağlamadığın kadar ağlarsın! Belkide kabullenmek istemesin yıllarının bir odun parçası gibi çağlayana atıldığını; hayat çeşmesinden içiyorum sandığın suyun hazan çeşmesinden aktığını görürsün! Bunca yıl alıp verdiğin nefeslerin boşa olduğunu ve aslında yaşamadığını anlarsın! Eksik kalan bir yanın var ya? İşte "O" eksiktir! Her şeyin olmuştur belki. Ama "O" yoktur! Uyandım bu bitmez uykudan! Anladım "Sen" yoksun! Biliyorum "Sen" eksiksin! Yaşamaya değer "Sen"... Uğrunda ölümü göze alabileceğim "Sen"... Saçının bir teline tüm günahları hiçe sayabileceğim "Sen"... Bir bakışına yasakları ezip geçebileceğim "Sen"... İnsan herkesi, her şeyi sevebilir! Güzel bir kalbi seversin, bir çiçeği seversin, baharı, güneşi, yıldızları, çocukları seversin... Hatta çok seversin; ama... aşk var ya dostum? "aşk" başkadır... Eğer yüreğindeki boşluğun "aşk" olduğuna inanıyorsan? Ve bulduysan "O" insanı "O" aşkı! Kafandaki sorunun cevabı o kişi ise? Kaçırma "onu" sonra geç olabilir! Ne kadar yaşayabileceğini biliyor musun? Sarıl "ona" son nefesin gibi ! . . . Alıntı : Shalimar YASAMAK...Yaşamak şakaya gelmez! Büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın, Bir sincap gibi mesela, Yani, yaşamın dışında ve ötesinde hiç bir şey beklemeden, Yani, bütün işin gücün yaşamak olacak!! 20yıl sonra yapmadığın şeyler, yaptıklarına nazaran daha çok üzecek seni. O yüzden çöz halatları. Güvenli limanlardan uzaklara yelken aç. Rüzgarı yakala. Araştır. Hayal et. Keşfet.. "Mark Twain" 27 mayo Kadının Hası by CAN DÜNDAR Her gün kim bilir kaç kadın görüyorum... Sokakta, vapurda, okulda, kuaförde, orda, burda... Ama olmuyor hanımlar, olmuyor! Kadınlar kadınlığı unutalı daha kaç on yıl oldu ki? Solaryuma girmeye, çıplak gezmeye, kariyer hırsıyla yüzlerini buruşturmaya başlayalı kaç on yıl oldu? ANLAR-Jorge Luis BorgesEğer,
yeniden başlayabilseydim yaşamaya, 20 febrero tarihten laflar Bernard Shaw ile Churchill hiç geçinemez ve sık sık
birbirlerini iğnelermiş. Bernard Shaw, bir oyununun ilk gecesine, Churchill' i davet etmiş ve davetiyeye de bir pusula iliştirmiş: - "Size iki kişilik davetiye gönderiyorum. Bir dostunuzu alıp gelebilirsiniz. Tabii dostunuz varsa." Churchill, hemen cevap göndermiş: - "Maalesef o gece başka bir yere söz verdiğim için oyununuzu seyretmeye gelemeyeceğim. İkinci gece gelebilirim, tabii oyununuz ikinci gece de oynarsa." Dünya nimetlerine ehemmiyet vermeyen yaşayış ve felsefesiyle
ünlü filozof Diyojen, bir gün çok dar bir sokakta zenginliğinden başka hiçbir şeyi olmayan kibirli bir adamla karşılaşır. İkisinden biri kenara çekilmedikçe geçmek mümkün değildir. Mağrur zengin, hor gördüğü filozofa: - "Ben bir serserinin önünden kenara çekilmem" der. Diyojen, kenara çekilerek gayet sakin şu karşılığı verir: - "Ben çekilirim." Meşhur bir filozofa:
- "Servet ayaklarınızın altında olduğu halde neden bu kadar fakirsiniz?" diye sorulduğunda: - "Ona ulaşmak için eğilmek lazım da ondan" demiş. Kulaklarının büyüklüğü ile ünlü Galile' ye hasımlarından biri:
- "Efendim" demiş, "Kulaklarınız, bir insan için biraz büyük değil mi?" Galile: - "Doğru" demiş, "Benim kulaklarım bir insan için biraz büyük ama, seninkiler bir eşek için fazla küçük sayılmaz mi?" :DFırtına apansız bastırınca koca gemi bir anda denizin dibini boyladı. Adam ıssız bir adanın ıssız sahilinde gözlerini açtı. Ne gelen vardı ne giden... Ne araç vardı ne gereç... istersen muz ve Hindistan cevizi, istemezsen muz ve Hindistan cevizi... Hayati boyunca evi dışında beş yıldızlı otellerden başka yere adımını atmadığından bir süre ne yapacağını bilemedi... Sonra dört ay boyunca muz yiyip Hindistan cevizi suyu içti, geçmişte kalan o güzel günleri düşünerek gözlerini denize dikip kendisini kurtaracak gemiyi beklemeye koyuldu. Bir gün sahilde uzanmış yatarken, gözünün ucunda bir hareket hissetti, O da ne? Bir sandal ve kürekte o güne dek gördüğü en müthiş kadın.. Son sürat geliyor... inanamadı... - "Nereden geliyorsun?" diye haykırdı, "Buraya nasıl geldin?" - "Adanın öteki tarafından..." dedi kadın, "Gemi batınca oraya çıktım." - "Ne şans, benden başka kimsenin kurtulduğunu sanmıyordum. Kaç kişisiniz? - "Başka kimse yok... Sadece benim... Sandal da gemiden değil.Gemiden çöp yok..." Adamın akli karıştı.. - "O halde sandal? nereden buldun? - "Basit" dedi kadın "adada bulduğum malzemeyle yaptım... Kürekler sakız ağacı... Zemini palmiye dallarından ördüm, yanlar okaliptus..." - "Ama, ama bu imkansız.. Aletlerin yok... Nasıl becerdin?" - "Pek de sorun olmadı. Öteki tarafta sıra dışı bir alüvyon kaya oluşumu var. Fırında belli dereceye ısıtılınca işlenebilir yumuşaklıkta demir elde ediliyor. Alet yapmak için kolayca kullandım... Boşver bunları. Hadi göster, nerede yaşıyorsun?" Bön bir ifadeyle orada yaşadığını itiraf etti adam... Aylardır oracıkta sahilde yatıp kalktığını... - "Öyleyse bana gel... Benim yerime..." diyerek kadın küreklere asıldı. Birkaç dakika sonra küçük bir iskeleye yanaştılar... Adam sahile göz atınca az daha sandaldan düşüyordu. Mavi beyaz boyalı kulübeyle iskele arasına tas döşeli bir yürüme yolu bile yapılmıştı. Eve girerlerken kadın omuzlarını silkti; - "Pek rahat sayılmaz ama ben yine de ev diyorum iste... Otur lütfen... Bir şey içer misin?" - "Hayır, hayır teşekkürler..." dedi adam... Şaşkınlığını henüz üzerinden atamamıştı. - "Daha fazla hindistancevizi suyu içemeyeceğim artık... Tahammülüm kalmadı..." - "Hindistancevizi suyu değil ki... sürahim var... Pina Colado'ya ne dersin?" Adam hayretini gizlemeye çalışarak ikramı kabul etti. Kanepeye oturarak sohbete daldılar... ikisi de birbirlerinin hayat hikayesini dinledikten sonra kadın "üzerime rahat bir şey giyeceğim" diyerek ayağa kalktı "Duş yapıp traş olmak ister misin? üst kattaki banyo dolabında jilet var..." Artık sorgulamaktan vazgeçmişti... Banyoya girdi... Dolapta kemik bir sapın içine sıkıştırılmış oynak mekanizmalı iki deniz kabuğundan yapılma ustura onu bekliyordu... "Bu kadın inanılmaz" diye mırıldandı... "Bakalım bundan sonra ne var?" Dönüşünde kadın onu gardenya kokuları içinde, stratejik bölgeleri üzüm yapraklarıyla örtülü olarak karşıladı... Sadece üzüm yaprakları ve yanına oturmasını istedi... Sonra yavaşça sokularak fısıldadı... - "Söyle bana... ikimiz de uzun suredir bu adadayız... çok yalnız olmalısın... Eminim şu anda yapmak için kıvrandığın bir şey var...Hani burada tek başına geçirdiğin aylar boyunca en çok yapmak istediğin... Anlıyorsun değil mi?" Gözlerinin içine bakıyordu.. Adam duyduklarına inanamadı... - "Yani"... dedi, "buradan e-mail'imi kontrol edebilir miyim?" günlük ingilizceMy mother to be my wife .... Anam avradım olsun... Come with ball my brother,come with ball... Topla gel abicim, topla gel... Chicken translation.... Piliç çevirme... Leave the door december.... Kapıyı aralık bırak... Where is the waiter who I put.... Nerede bu k.....un garsonu... Clean family girl.... Temiz aile kızı... Your hand is on the job your eye is playing... Elin iste gözün uğraşta... Sensitive meat ball... İçli köfte... Urinate quickly satan mixes... Acele ise şeytan karışır... There is no saturation to her observations... Onun gözlemelerine doyum olmuyor.... Man doesn`t become from you... Senden adam olmaz.... Enter the desk.... Sıraya gir.... Look my ram.I`m Anatolian child, If I put, you sit... Bak koçum, ben Anadolu çocuğuyum, bi koyarsam oturursun.... Master!... Do something burning-turning in the middle... Usta!... Ortaya yanar döner bişi yapsana.... Exploded egypt has escaped to my bosphorus... Boğazıma patlamış mısır takıldı.... In every job there is a no... Her iste bir hayır vardır... She is a such a mother`s eye girl... Çok anasının gözü bir kız.... Kadınlar...Bilgisayar ortamında kadın tanımları HARD-DISK tipi kadın: Her şeyi hafızasında saklar, devamlı... RAM tipi kadın : İşiniz bittiği anda sizi de unutur. WINDOWS tipi kadın: Herkes hiçbir şeyi doğru dürüst yapamadığını bilse de kimse onsuz yaşayamaz. EXCEL tipi kadın: Söylendiğine göre bir çok kabiliyeti olmasına rağmen kimse özelliklerini bilmez, herkes basit ihtiyaçlar için kullanır. SCREENSAVER tipi kadın: Eğlendirmekten başka hiçbir işe yaramaz. INTERNET tipi kadın: Erişilmesi zorlu olan tiptir. SERVER tipi kadın: İhtiyacınız olduğundan her zaman meşguldür. MULTIMEDIA tipi kadın: Korkunç şeylerin güzel gözükmesini sağlar. CD-ROM tipi kadın: Hızlanır, Daha hızlanır Gittikçe de hızlanmaya devam eder. E-MAIL tipi kadın: Her 10 sözünden 8'i anlamsızdır. VIRUS tipi kadın: Bir başka ismi de "EŞ" dir. Hiç beklemediğiniz bir anda gelir kendisini yerleştirir ve kaynaklarınızı kullanmaya başlar.Kurtulmaya çalıştığınızda kesin bir şeyler kaybedersiniz eğer kurtulmazsanız her şeyinizi kaybedersiniz hacettepe üniv. bilgisayar lab. panosundan...Çıkıntı Alabilir miyim? (Printerdan çıktı almak için öğrencinin sorusu) Hacettepe üniversitesi edebiyat fakültesi labaratuar panosundan. :-) Hazırlayan: Arş.Gör. Tuğkan Tepiltepe Bilgisayarda çalışan öğrencinin elektrik kesildikten 15 dakika sonraki sorusu; - Elektrik mi kesik? - Boş bilgisayar yok mu? - Yok - Hiç mi yok? - Word'lü bilgisayar var mı? - Hayır çilekli ve vanilyalı var sadece. - Çıkıntı alabilirmiyim? (Printerdan çıktı almak için öğrencinin sorusu) - Disketi print alabilir miyim? -Çıktılar hep siyah beyazmı oluyor? -Hayır ara sıra yeıil üzerine eflatun ördek desenlide çıkıyor. -14 numaralı bilgisayar çok salak hocam yaaaaa... -Chat yapabilirmiyim hocam? -Hayır! -Ama niyeeeee?... Bilgisayarında resimli ekran koruyucusu çıkan öğrenci koşarak gelir; -Hocam bilgisayarıma bişey oldu!! -Yer var m?? -Var.. Pencere kenarımı olsun koridor mu? -Hı??.. -Bilgisayar alabilirmiyim? -Tabi 1 mi olsun 1,5 mu? -Boş masa var mı? -Masa değil bilgisayar var. -Internet geri geldimi? -Hocam 1 saat sonra bu ödevi teslim etmem lazım. 4 sayfa yazılacak. Ay ne yapıcam ben? -Son 1 saate kadar aklın nerdeydi? -İçeriye yiyecekle girme lütfen arkadaşım!.. -Hocam hemen çıkıcam -E herhalde çıkacaksın. Yatıya gelmedin di mi? -Hocam ....... adlı şarkıyı çalarmısınız? -Peçeteye yaz ver... 10 dakika sonra öğrenciden peçeteye yazılı olarak şarkı isteği geldi. -Hocam sınavdan çıktım çok kötü geçti... -Olsun mühim olan katılmaktı... Saat başlarına çeyrek kala dağıtılan bilgisayar kartlarını almak için öğrenciler çeyrek geçelerde sıraya giriyorlar... Hoca; - Ama tezgahın önünü kapatıyorsunuz... -Internet yok mu? -Hayır erişim şu an yok. Sorun bizden kaynaklanmıyor. -Niye Superonline kullanmıyormusunuz? -Internet bağlantısı geldimi? -Bugün internete giremeyecekmiyiz yani? -Internet düzeldimi? -Internetler açıkm?? -Bağlantı gelmedimi? -Gelmeyecekmi hiç? -Ne zaman gelecek? -Niye kesik? -Ne zaman kesildi? -1 saate kadar gelir mi? -Ben sabah geldim. Diğer amca vard?. O amca varken......... -O amca değil Erol Hoca -Disketle birliktemi yazmaya başlayacağım? -Evet bir iki üç diyince aynı anda başlayacaksın.. -3.5 A'yı bulamıyorum (öğrenci disket sürücüyü soruyor) -A 3.5'mu atıyor??? -Internet var mı? -Hayır kesik.. 30 dakika sonra aynı insan -Internet geldimi? -Hayır hala yok. 30 dakika sonra aynı insan -Hocam baktım ama internet hala yok galiba! -Internet var mı? -Hayır kesik -Peki ne zaman geleyim? -2-3 dakika yazıcıya çıktı göndermeyin... -Yani yazıcıya çıktı göndermiyecek miyiz? Çikolata ikram edilen öğrencinin ilk sözleri; -Ellerim çukulata olucak -Masa alabilir miyim? -Sitelerden bulabilirsin -Telnet geldi mi? -Word'un olduğu bir yere oturup yaz? yazabilir miyim? -Word'e sor kabule ederse oturursun -Internet bağlantısı kesik. -Ben telnet kullanacaktım ama... -Ders mi var? -Hayır internet kesik. -O zaman girmeyeyim. -Internet hala gidik mi? -Hayır gelik. -Hıı?! -Bilgisayara disket sokabilir miyiz? -Pardon 11 numara nerde oluyor? -Buyrun ben göstereyim.. -Bilgisayar disketi hapsetti vermiyor.. naapcam? -Yeni seansa uzatabilir miyim? -Yeni seans ne zaman başlıyacak? -Printer sayfası ne kadar? -40 bin -25'di artmış dimi? -Afferin -Bir word'lü birde internet'li bilgisayar alabilirmiyim? -Ortaya karışık yaptıralım istersen -Çıktı alamazsınız. Toner yok -Niye yok? -Ne niye yok? -Çıktı -Toner yok -Haaa -Internet kesik mi? -Kesik -Hepsinde mi kesik? -Hayır.. Sırayla gidiyor.. 1 kesik 1 bağlı.... -Internet kesik mi? -Kesik -E-mail lerimize bakamaz mıyız?? -Sadece bilgisayar istiyorum. -Ama biz yanında plastik tarak, 10 tane çengelli iğne, birde limon kolonyası veriyoruz. Onlarıda alın -Çıktı yaptırabilir miyim? -Tabii nasıl bi?ey yaptıralım? -Hocam siz napıyorsunuz burda? -Sıhhi tesisatçıyım. Su borusu döşüyorum. Boş zamanlarımda da bilgisayarlarla ilgileniyorum. -Şey yok mu? -Ne? -Ders mi işleniyor? -Hayır -E alacaktımda.. -Ne? -E bilgisayar -Kusura bakma biz satmıyoruz -Internet yok mu? -Yok -Hiç mi yok? -Azcık var ama onu da kendime ayırdım -Internet ne zaman gelicek? -Sabah kargoya verilmiş yarın sabah elimizde olur -Internet kesik mi? -Evet kesik.. -Nasıl kesik? -Ortasından kesilmiş valla bende anlamadım -Internet bilinçli olarak mı kesik? -Evet gıcıklık olsun diye kestik -Hocam yeriniz var mı? -Hayır bugün düğün var... her yer rezerve edildi... -Hocam internet oldu mu? -Hayır hala fırında 5 dakika daha kızarması gerekiyor.... -Bilgisayara girebilir miyiz? -Hayır çünkü kapısı yok. Olsa da içine sığamazsınız -Niye? Hepsi boş ama -Onlar boş değil. Önündeki sandalyeler boş. Siz bilgisayar kullanabilirsiniz. -Haa evet yani?! -Yalnız internet erişimimiz yok. Bizden kaynaklanan bir sorun değil -Eeeee... Niye baştan söylemiyorsunuz? -Merhaba çıktı ne kadar burada? -Ne kadar lazım? -Pardon 26 numaralı bilgisayar internete bağlanmıyor mu? -internet kesik. Hiç biri bağlanmıyor... -Haa!!... -Bu bilgisayar yazıcıya bağlımı? -Kablosunu takip et anlarsın -Word alıcaz da -Bizde kalmadı. Bi yan dükkana bakın lütfen -Hocam biz disketle çalışıcaz -Benden istediğiniz nedir? -Hemen bir düzeltme yapıp çıkacağız... -Tabi buyrun aa sonuç olarak bilgisayar mı istiyorsunuz? -Hayır disketle çalışacağız... -O zaman disket 300.000 lira size bir adet vereyim.. -Hayır teşekkürler bizim disketimiz var... -O zaman laboratuvara niçin geldiniz? Disketinizle dışarıda da çalışabilirdiniz.... -Internet bağlantısı var mı? -Yok -LES sonuçlarına bakacaktım -Ama internet kesik işte.. bakamayacaksın -Hemen bir baksak?? -Yaw iyide internet kesik amaaa -Gerçekten yok mu? Yanındaki diğer öğrenci; - Bak bak orayada yazmışlar zaten -Daha ne diyim bilmiyorum valla. Yok işte internet.. -E peki akşam evden bakarım o zaman -En iyisi -Çıktı veriyor musunuz? -Veriyoruz.. ne kadar lazımdı? -Yaaa çıktı almam lazım benim -Tamam 3 numaralı bilgisayara geçebilirsin -Ama tek başıma yapamam -O zaman 2-3 arkadaşını daha çağır.. -Burdaki amca nereye gitti? -Ne amcası? -Bi dayı vardı ya -O dayı veya amca değil Erol Hoca -Yaw bizim hemşehri oluyorda.. -Gene de Erol Hoca -Bilgisayarda ne yapabilirim? -Valla bilmiyorum senin yeteneğine kalmış -Bilgisayar alabilir miyim? -Tabii -İnternete giricem.. ilk defa geliyorum -Heyecanlı mısın? -Hocam yazıcı çalışıyor mu? -Hayır bugün izinli.. -Nasıl yani??? -İnternete girmek istiyorum.. Girebilir miyim? -Tabii ama bu kıyafetle giremezsin.. Üstünü değiştirmen lazım -Ama bu printer basıyoooorr -Ne yapmasını bekliyordunuz? -Ama durduramaz mısınız.. Ben sadece baştaki sayfayı göndermek istemiştim -Bunu daha önce söylemeliydiniz -Ama ne yapayım o kadar çok işim var ki... -Sormayın bizim de... bizim de.... -6 numaralı bilgisayarı alabilir miyim? -4 numara boş.. ama merak etmeyin 6 no.lu bilgisayarla özellikleri aynı -Ama onda chat yapamıyorum da -Chat zaten yasak.. yapmayın lütfen -Peki o zaman bende microsofta bakayım (Gözler alternatif görsün) Monitörün üzerinde takılı duran kağıt tutacağını gören öğrenci; -Hocam bu dikiz aynası mı???? Görevli bilgisayarında içiden @ işareti bulunan bi salyangoz resmini çizmekte ve beğenmeyip yeniden çizmekte, çizilen bu salyangozlar A4 boyutunda bir kağıt üzerinde birikmektedir. Öğrenci görevliye sorar; -Afedersiniz bu salyanozları ne yapacaksınız? -Akşama misafir var da, salata yapıp yiyicez -Fransız mısınız?? Öğrenci bilgisayar kartı almak için numara soruyor; -3 ve 4 arasında en iyisi hangisi? -Valla 3.5 ve 3.7 en iyileri Elektrikler kesikken öğrenci gelir; - Aaa ne kadar boş - Evet boş - Çalışabilirmiyim - Olmaz - Niye hocam... Hemen maillerime bakıp çıkıcam - Olmaz mümkün değil - Ama niye hocam - Çünkü elektrikler kesik - Hadi yaaaa... - Yaaaaa - Internet var mı? - Var.. Ne kadar lazım? - Ben size 6 numaralı bilgisayarı vermiştim. Niye 9 numaraya oturdunuz? - 9'a benzettim ben. - Bana güzel bir yer verirmisiniz? - Tabi.. Bahçede çiçekli falan bir masa ayırttım senin için. Sen git ben bilgisayarı gönderiyorum. Bayan öğrenci bilgisayar kartını verip kimliğini almak ister. Fakat görevli yanlışlıkla başka bir bayan öğrencinin kimliğini verir. Öğrenci; - Ama bu benim kimliğim değil ki!! - Olsun ama bu da sana yakıştı bence Öğrenci kimliğe şöyle bir bakar ve; - Ama ben daha güzelim... - Hadi yaaa??? - Hocam tuşların karışmış olma ihtimali var mı? - Evet dibi tutmasın diye ara sıra karıştırıyorum - İnternete erişebiliyor muyuz? - Şuradaki merdivenden çıkıp erişebilirsin - Ne zaman kart alabilirim? - 3'e kadar sayıcam. 3 diyince al. - Şuradaki kapalı bilgisayarı açabilir miyim? - Mouse ve klavyesi yok. Kullanabilirsen açabilirsin. - Ben klavyeyi ingilizce olarak kullanmak istiyorum ama "?", "i" falan çıkıyor. - O harflere basmazsan çıkmazlar. Diğer karakterleri kullanarak ingilizce yazabilirsin. - Hıı!!! Bilgisayarların saatlik kartlarını almak için gelen öğrenci; - Dağıtıyor musunuz? - iki kadeh daha içeyim dağıtıcam - 4 numarayı alabilir miyim? - 5 numaraya buyrun. Biz istenilenin hep bir fazlasını veririz. - Elektrikler mi kesik? - Evet - Ne zaman gelicek? - Şimdi gitti... Biraz işi varmış hemen gelicek. Sizin isim neydi? - Hicran.. - Hah tamam özellikle Hicran gelirse mutlaka beklesin dedi.. - İyi o zaman ben genede bir kart alayım Bilgisayar kartı almak için sırada bekleyen öğrencileri gören başka bir öğrenci; - Hocam bu kuyruk ne için? - İmzalı resmimi dağıtıcam. Onun için girdiler sıraya Saat 12.00'de öğrenci bilgisayar kartı almak için gelir; - Bilgisayarda boş yer var mı? - Bakayım.. Hmm.. 3 Megabyte kadar var.. - Yani saat 3'te mi geleyim? - En erken hangisi boşalır? - Bilgisayarların özel hayatı bizi ilgilendirmez!! - Hocam kimliğimi alabilir miyim? 29 numaraya akademik personel amca geldi.. - Bana verebileceğiniz bilgisayar var mı? - Yok valla.. Hiçbiri sana layık değil. Yakışmaz sana. Veremem. Öğrenci koşarak gelir; - Buradaki bilgisayarlar 26'dan fazla mı? - 26 bilgisayar var. - O zaman bana sıra gelmez ben gideyim en iyisi. - Boş yer yok değil mi? - Aferin artık sen olayı... - Rezervasyon yaptıramaz mıyız? - Akşamdan havlu bırak istersen - Nasıl yani? - Hocam boş yer var mı yoksa gidip birinin kucağına oturayım mı? - Hangisini tercih edersin? Özel zevklerine karışmak istemem... - ........ - Boş yer yok.. Kalmamış.. - O zaman ben birini gözüme kestireyim.. - Hadi bakalım rasgele - istediğin bir bilgisayar var mı? - şuradaki bilgisayarlar geçenlerde iyi değildi. Onlardan almayayım. - Yaa geçenlerde öyleydi. Ama bugünlerde gayet iyiler. Havalar çok etkiliyor. Moralleri bugün çok iyi. - şimdi sıra alabilir miyim? - Hayır saat başlarına çeyrek kala kart dağıtıyorum. Ama daha önce öğrenciler sıra oluşturuyor. Ona göre gel. - Peki nerede durmam lazım? - Kapının girişinden itibaren yerdeki karolardan 15 tane say onun üzerinde bekle. - Hocam siz bilgisayardan anlıyor musunuz? - Hayır ben aslında terziyim. Laf olsun diye burda duruyorum. - Hocam bilgisayar tıkandı galiba. - Pompala - Hocam sizin burda göreviniz ne? - Dozer operatörüyüm. - Makina yazıcıya gönderdiğim yazının hepsinin çıkacağını nereden anlıyor? - Transa geçip hissediyor. Makina deyip geçme çok duygusal bir alettir... - Word'de üstte çıkan rakamlar nasıl çıkıcak? - Biz arkadaşlarla aramızda o rakamlara cetvel deriz.. Sende öyle diyebilirsin istersen... - Boş yer var mı? - Var. - Kaç numara - 100 numara boş geç istersen - Boş yeriniz var m?? - Var... Kaç kişilik olucak? - Hocam boş yer var mı? - Hocam 1 tane daha var mı? - Hiç mi yok? - Cevaplamaya istediğim sorudan başlayabilir miyim? - Nasıl yani? - Daha bir soruya cevap vermeden 2 soru daha sordunuz.. Boş bilgisayar yok... - Baştan bunu söyleseydiniz ya... - Diğer soruları sormayıp bekleseydiniz söyleyecektim zaten... - Sınav var... Sınavı olmayanlar lütfen çıksın arkadaşlar.. - Hocam benimde Pazartesi sınavım var çıkmasam olur mu? - Netscape'li telefon var mı? - Hıııı??? - Hocam buradaki bilgisayarlarda yazı yazılabiliyor mu? - Hayır biz bu makinaları dolma sarmak için kullanıyoruz. 19 febrero BABA SÖZBirtakım şeyhlerin, dedelerin, seyyitlerin, çetelerin, babaların, emirlerin arkasından sürüklenen ve falcılara, büyücülere, üfürükçülere, muskacılara talih ve hayatlarını emniyet eden insanlardan oluşan bir kitleye medeni bir millet nazarıyla bakılabilir mi? Biz her vasıtadan, yalnız ve ancak bir bakış açısından yararlanırız. O bakış açısı şudur: Türk milletini uygar dünyada layık olduğu yere çıkarmak ve Türkiye Cumhuriyeti'ni sarsılmaz temelleri üzerinde her gün daha ziyade güçlendirmek. "M. K. ATATÜRK" 24 enero KeŞKe
Keske tanimasaydim seni Omuzlarima bu kadar yük binmezdi o zaman Gözlerim aglamayi bilmezdi O kadar sik kalbim çarpmazdi böyle delicesine, Benim de ellerim simsicak olurdu mutlaka Geceleri asla uykusuzluk çekmezdim sabaha kadar Rüyalarim hatta tatli hayallerim olurdu Duygusuzca düsünmezdim yoklugunda günlerimi, saatleri hep Hiç üsümezdim böylesine ölü soguklugunda Hirsim takip etmezdi beni, kötü kader Kan çanagina dönmezdi gözlerimin ta içi. Kayan yildizlardin bende farkli dilekler tutardim, Duyardim, anlardim yanimda konusulani, Hayretim bu kadar artmazdi o zaman Ben de gülerdim zaman zaman Deniz ve mehtap benim için önemli olurdu. Hele kara sapli biçak dostum olmazdi sirtimda Günessiz dünyamda kavrulmazdi cigerim Beynim ise böylesine hirçin aglamazdi. Kar yüregime damla damla vurmazdi. Gözyasim ruhumu daraltmazdi, benligimi sikistirmazdi. En tiz sesiyle çigliklar atmazdi gögsüm. Simsiyah yankilar olusturmazdi uykumda. Saçima sakalima bende bakardim. Delicesine bütün gücümle sigarami çekmezdim. Ya da keske tanimasaydim seni... Keske... (thanks for kingdarkM) 26 noviembre iş görüşmesiAdamin birisi yaptigi is basvurusuna olumlu cevap almis. Sirket görüsmeye çagirmis. Konusmanin sonlarina dogru yönetici adama sormus;
- Peki senin sirketten beklentilerin neler?
- Öncelikli olarak bir araba istiyorum. Ayrica su anda bulundugum dairenin kirasi biraz fazla. Onu da sirketin karsilamasi iyi olur. Maas olarak da 3000 Dolar yeterli.
Sirket yöneticisi gayet ciddi dinlemis ve;
- Biz sana son model bir Mercedes ve Tarabya'da bir villa verecegiz. Ayrica bizim bu pozisyon için planladigimiz maas 6000 Dolardi.
Bizim elemanin gözleri firlamis;
- Saka yapiyorsunuz.
Sirket yöneticisi yapistirmis;
- Siz baslattiniz. yalanlarrrKendinize karsi da yalan söyleyip söylemediginize dogrudan karar vermektense, yalan söylemenin size cazip gelip gelmedigini, saptamaniz daha iyi degil mi? Asagidaki cümlelerden kaçi sizin de agzinizdan çikti?
1. Yarin rejime basliyorum
2. Ben hiç degismedim ama akranlarim ne kadar yaslanmis!
3. Sigarayi istesem hemen birakabilirim ama istemiyorum.
4. Seks her sey demek degildir.
5. Birazcik geç gitsem kimse farkina bile varmaz.
6. su kadarcik yemekte ne kalori olacak ki!
7. Benden baska herkes yapiyor.
8. Davet edilmedim ama ben zaten o partiye gitmek istemiyordum ki!
9. Seninle evlenmek istedigimi kim söyledi?
10. Dogum günümü bilerek unutmadiklarindan eminim.
Degerlendirme;
Her "dogru" cevabi için kendinize bir puan verin.
0 puan: Sadece kendinize degil bu teste karsi da yalan söylüyorsunuz. Bu sizi hiç endiselendirmiyor mu?
1-3 puan: Kendinizi kandirma diyarina dogru yavas yavas gidiyorsunuz.
4-6 puan: Dönüsü olmayan noktayi geçmek üzeresiniz.
7-9 puan: Ailenizin sizi artik reddettigini düsünüyorsunuz, üstelik hakli olduklarini da biliyorsunuz.
10 puan: Derhal Amerika'daki intiharci doktor Kevorkyan'a basvurun çünkü yasamaniz hiçbir neden kalmamis! Türkiyede internet yasasıInternete girerken kullanici adi ve sifrenin yanisira kimlik de sorulsun. Kimligini ibraz edemeyen internete giremesin. Travestiler de giremesin.
Tasit pulu gibi "modem pulu" diye de birsey olsun. 6 ayda bir ziraat bankasindan pul alip modemin görünen bir yerine yapiStiralim, devlete ek gelir kapisi açalim. Yilda bir de modemler muayeneden geçsin, yeni rüsvet imkanlari yaratilsin
Microsoft Outlook ve ICQ'nun yasaya uygun yeni versiyonu çiksin. Bu versiyonda send/yolla butonunun yanina "iki nüsha da savciya yolla" butonu eklensin.
Amerika'dan Kemal Dervis'ten sonra Internet Mahir de getirilsin, kendisine internetten sorumlu bakanlik verilsin. Mahir tenis oynasin, sortla dolassin sonra hepimizi öpsün.
Internet üzerinden oynanan counterstrike da bundan böyle kimse terörist olamasin. Herkes polis olsun. Oyuna "devlet bakani" adinda bir karakter eklensin, herkes bakani korusun. (Tanri türkü korusun)
Türkçe Windows gözden geçirilsin. Bundan böyle "bilgisayar geçersiz bir islem yürüttü. Kapatilacak" yerine ekranda "bilgisayar devletin ali menfaatlerine aykiri bir islem yürüttü, mühürlenecek. Lütfen ellerinizi basinizin üzerine koyup yere uzanin" yazsin.
Nick almak ve vermek devletin tasarrufunda olsun. Kirmizi nick ve yesil nick kavrami getirilsin. Milletvekillerinin nicki kirmizi olsun, sonradan gurur duyacagimiz insanlara yesil nick dagitilsin.
Irc'de op'luk müessesesi de devlet kontrolüne girsin. Öyle herkes birbirine op'luk veremesin, sadece devlet versin. Chat Odasi Idare Amirligi kurulsun, op'luk ordan dagitilsin.
Çiftçiyi destekleyen devlet site sahiplerini de desteklesin. Devlet "destekleme tiklamasi" yapsin. Tiklama bas fiyati açiklansin, hangi site nekadar tiklandiysa devlet yardimda bulunsun. Es dost site açsin, devlet habire tiklasin, vergiler çarçur edilsin.
Internette beklenmedik anlarda çevirmeler yapilsin. Bir linke tikladigimizda aniden beyoglu emniyet amirligi sitesine yönlenelim, orda ifademiz alinsin. Internet baglanti hizina sinirlama getirilsin, kamyon sahipleri hafta içi internete giremesin.
Oldu olucak dumanla haberlesmek de zaptu rapt altina alinsin. Karsi tarafa gönderilecek beher dumandan iki nüsha önce savcinin odasina gönderilsin. Ortalik toz duman olsun.
Son olarak, yasa hazirlanirken Banu Alkan'in da fikri alinsin. (allah akil fikir versin) murphy kanunlarıMurphy'nin altin kurali: Parasi olan kanunu koyar!
Murphy Felsefesi: Gülümse... Yarin daha kötü olacak.
Murphy degismezi: Dünyadaki nüfus sürekli artar ama toplam zeka sabit kalir.
MURPHY KANUNLARI
Herhangi bir seyin olma olasiligi, arzu edilirligiyle ters orantilidir.
Mümkün olan en kötü kosullar, er ya da geç, mutlaka ortaya çikar.
Isler iyiye gitmeden önce kötü gider... Islerin iyiye gidebilecegini kim söyledi?
Iyi baslayan her sey kötü biter. Kötü baslayan her sey daha da kötü biter.
Eger bir deney basarili olmussa, ters giden bir seyler var demektir...
Herhangi bir bilgide sayilar çok dogru gözüküyorsa bosuna kontrol etmeyin, yanlistirlar.
Her saglikli erkegin zengin olmak için, asla islemeyecek, gizli bir plani vardir.
Bankadan bir kredi almak için, önce o paraya ihtiyaciniz olmadigini ispat etmeniz gerekir.
Faturalar elinize alacaklarinizdan iki kat hizli ulasir...
Iki tür insan vardir: insanlari iki türe ayiranlar ve ayirmayanlar.
Aradiginiz seyi en son baktiginiz yerde bulursunuz.
Tikanik trafikte, diger serit her zaman daha hizli akar.
Hayatta güzel olan hersey ya illegal, ya ayip yada sismanlaticidir.
Yere düsen hersey ulasilmasi en zor köseye yuvarlanir
evlilikte 6hafta, 6ay, 6yılSENI SEVIYORUM
6. hafta: Seni seviyorum
6. ay: Tabii ki, seni seviyorum
6. yil: Seni sevmesem çoktan çeker giderdim
EVE GELIS
6. hafta: Askim, ben geldim
6. ay: Selam!
6. yil: Annen ne yemek yapmis?
KAPI ÇALINDI
6. hafta: Zahmet etme, ben açarim
6. ay: Ben açayim mi kapiyi?
6. yil: Yahu su kapiya baksaniza!
TELEFONDA
6. hafta: Sevgilim, Ayse telefonda
6. ay: Seni ariyorlar
6. yil: Telefoooon!
ÇOCUKLUGA DAIR
6. hafta: Zor bir çocukluk geçirmissin
6. ay: Senin anan da cins ha
6. yil: Ulan tam da anana çekmissin
TATIL PLANLARI
6. hafta: Bu yaz seni Venedik'e götürecegim
6. ay: Tatilde Ankara'ya gitsek ne olur?
6. yil: Niye, evin suyu mu çikti?
HEDIYELER
6. hafta: Bu yüzügü insallah seversin
6. ay: Resim çerçevesi aldim, her zaman lazim
6. yil: Su parayla kendine bir sey al
SINEMAYA GIDILIYOR
6. hafta: Hangi filmi görmek istersin?
6. ay: Evita'ya gidelim mi?
6. yil: Evita'yi gör, ben çok begendim
KÜÇÜK SAKARLIKLAR
6. hafta: Üzülme sevgilim, leke yapmaz
6. ay: Dikkat etsene yahu!
6. yil: Amma da sakarsin be kadin!
FIKIR AYRILIKLARI
6. hafta: Ben pek bu fikirde degilim
6. ay: Bu konuda yanlis düsünüyorsun
6. yil: Saçma sapan konusma, Alla'sen
YEMEKLER
6. hafta: Yaptigin yemeklere de bayiliyorum
6. ay: Bu aksam ne yiyoruz?
6. yil: Gene mi makarna!
IÇKI IÇILIYOR
6. hafta: Bir sey içer misin?
6. ay: Bir Martini içerim
6. yil: Gene buz koymayi unutmussun
ELBISELER VE ALISVERIS
6. hafta: Bu elbise sana çok yakismis
6. ay: Bir elbise daha mi aldin?
6. yil: Kaç para verdin buna?
ÖZÜR DILEMEK
6. hafta: Özür dileyecek bir sey yapmadin ki
6. ay: Biraz dikkat etsene be kizim
6. yil: Hay senin eline...
tipik bir öğrenci eviHer ögrenci evinde muhakkak 'nöbetçi sistemi' uygulanir ve günün nöbetçisi, resmi köle statüsünde kullanilir. Yemek sirasinda en az elli kere mutfaga gönderilir.
Evdekilerin temel gida maddeleri yumurta ve patatestir. Bu ikisinin birlesiminden 12 çesit yemek yapilabilir. Çay yemekten sonra degil, yemekle birlikte içilir.
Her gece kesinlikle saçma sapan bir tartisma konusu açilir. (Düsünmüyorum o halde yok muyum yani? Dünya döndügü için mi güzel? Attan inip essege binilir mi?)
Her evin muhakkak suyu, çayi deviren bir sakari vardir. Ha bi de islerden kaytaran tembeli bulunmaktadir.
Yemek yapmaya karar verilir ve yemek yapmaya baslandiginda eksikler ortaya çikar, zamanla yarisarak yemek tamamlanir.
Kesinlikle ama kesinlikle temiz çatal, kasik, tava kalmayincaya kadar bulasiklar yikanmaz.
Her sabah derse geç kalinir ve ögle kalkip okula yemek yemege gidilir. (Okulun yemegi ucuz oldugu için...)
Sinav dönemlerinin favori cümlesi "bu gece yatmiycam ders çaliscam"dir. Gece yatilmaz ama ders de çalisilmaz.
Evin duvarlari vize-final tarihleri, ilginç sözler, nöbetçi listesi, harcama listesi gibi yazili belgelerle süslüdür.
Ögrenci evinin, ögrenci misafirleri de eksik olmaz ve gelen misafire önce "bi kola al da içelim" diye baslanilan ismarlatma olayina, iyice sövüsleninceye kadar devam edilir.
Ev genelde bodrum ve giris katta oldugundan, pencereden girilebilir özelliktedir. (Her ihtimale karsi bi pencere muhakkak içeriden kilitlenmeyerek açik birakilir.) Dis kapi ise zaten kilitlenmez.
Ev fertlerinin asagi yukari tamami leyla gibidir, yani ask trafigi yogundur. Kimininki platoniktir, kafayi yer ve yedirtir, kimi romantik takilir, siirler ezberlenir, kimi ise aksam ansizin nisanli olarak eve dönebilir. |
Thanks for visiting!
yusufescribió:
Ya kaldır şu it resmini ordan.. bula bula mervenin köpeğinin resmini buldun.. yapma bunu bana!
16 Oct
|
||||||
|
|